albiyobir

Bitkisel Atık Yağ Toplamaya Yetkili Geri Kazanım Tesisleri Listesi

BİYODİZEL NEDİR?

Ayçiçek, soya, kolza ( kanola), aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden elde edilen yağların veya hayvansal yağların bir katalizör eşliğinde kısa zincirli bir alkol ile reaksiyonu sonucunda açığa çıkan ve yakıt olarak kullanılan bir ürün Biyodizel olarak adlandırılır. Evsel kızartma yağları ve hayvansal yağlar da biyodizel hammaddesi olarak kullanılabilir.

Enzimatik ve süper kritik yöntemle de biyodizel elde etmek mümkün olmasına rağmen Biyodizel üretiminde kullanılan en yaygın yöntem transesterifikasyon yöntemidir. Transesterifikasyon reaksiyonunda yağ, monohidrik bir alkolle (etanol, metanol), katalizör (asidik, bazik katalizörler ile enzimler) varlığında ana ürün olarak yağ asidi esterleri ve gliserin vererek esterleşir.

Stokiyometrik (teorik) transesterifikasyon yönteminde bir mol yağ için üç mol mono alkol kullanılır. Ürünler ise üç mol yağ asidi mono alkil esteri (biyodizel) ve yan ürün olan bir mol gliserindir. Metanol, gibi alkoller transesterifikasyon yönteminde kullanılabilir ve elde edilen ürün sırasıyla metil ester adını alır. Ayrıca esterleşme reaksiyonunda yan ürün olarak di ve monogliseridler, reaktan fazlası ve serbest yağ asitleri oluşur. Reaksiyonu hızlandırmak için baz (NaOH, KOH), asit (H2SO4, HCI) veya enzim (biyolojik) katalizör kullanılabilir. Asit ve enzim katalizörler, baz katalizörlere oranla çok daha yavaştırlar.

Biyodizel (YAME Yağ Asitleri Metil Esteri) saf olarak kullanılabileceği gibi petrolden elde edilen dizel yakıtla belirli oranlarda karıştırılarak da kullanılabilir. Biyodizelin hammadde kaynakları, bitkisel ve hayvansal yağlar ile bunların kullanılmış atıklarıdır.

Dünyada toplam 108 milyon ton bitkisel yağ üretilmekte olup halen bunun 6 milyon tonu biyodizel üretiminde kullanılmaktadır. Esasen Dünyada üretilen tüm bitkisel yağların tamamı biyodizele çevrilse dünya dizel yakıt ihtiyacının ancak %7’sini karşılayabilmektedir. Düne kadar nüfus artışları ve iklim şartlarının belirlediği Dünya bitkisel yağ üretiminde bundan böyle tek belirleyicinin biyodizel olduğu ifade edilmektedir.

Tüm dünya ülkeleri, bitkisel yağ projeksiyonlarını artık biyodizele göre yapmaktadır. Dünya yağlı tohum ve Yağ Otoriteleri 2010 yılından itibaren yağlı tohum ticaretinde zorluklara işaret etmektedirler ve tüm ülkeler ‘neyin yağını çıkarırız, yağ üretimimizi nasıl artırırız’ı düşünmekte ve planlamaktadırlar.

Bitkisel yağların, su ile birlikte 3’cü bin yılın en stratejik ürünü olduğu kabul edilmektedir. Gerek gıdadaki ihtiyaç gerekse enerjide kullanımı, bitkisel yağların önemini daha da artırmıştır. Biyodizelin yağ bitkileri üretimini artırmaya yönelik bir millî, stratejik yatırım, ekonomik ve yerli - yenilenebilir bir üretim programı olduğu iyi anlaşılmalıdır. Çünkü Biyodizel amaç değil,bitkisel yağ üretimini arttıran ve çevresel bir problem olan atık bitkisel yağların geri kazanımını sağlayan etkin bir araçtır.

 

Biyodizelin Tarıma Katkıları

Biyodizel sonuç itibarıyla bir tarımsal ürün türevi olması ve de tarımsal ürünlerde en büyük maliyet kalemini oluşturması nedeniyle tarımla özdeşleşmiştir. Biyodizelin maliyetinin % 84’ü hammadde yani tarımsal üretimdir.

Biyodizelin
Maliyet Yapısı (%)
 Hammadde
84
 Kimyasallar
7
 Su / Elektrik
4
 Sabit Giderler
5
 
100
  • Tarımsal üretimde çeşitliliği sağlayarak ekolojiye olumlu katkıda bulunması ve sürdürülebilir tarımsal yapı oluşturması,
  • Kırsal kalkınmayı sağlaması, istihdamı arttırması,
  • Yağ bitkileri tarımını yaygınlaştırarak aynı zamanda gıdadaki yağ açığını kapatması,
  • Ekim nöbetini yaygınlaştırarak toprak verimliliğini artırması ve polikültür tarıma imkan sağlaması,
  • Çiftçilerin en büyük gideri enerji ihtiyacını kendisinin üretmesini sağlaması ve “Enerji Tarımı” kültürünü oluşturması,
  • Yağlık tohumun yağlık çekirdeklerinin dışındaki kısmı ve Biyoyakıt üretiminden geriye kalan organik karakterli atıkların hayvan yemi olarak kullanımı ile hayvancılığın gelişiminin temini,
  • Tarımsal ürünlerin sanayi ve enerjiye entegrasyonuyla enerji gibi namütani bir alanda satış riskini ortadan kaldırması, sözleşmeli tarıma yol açması özellikleriyle ülkelerin tarımlarında çarpan etkisi yaratmasıdır.

Biyodizelin Çevresel Etkileri

Biyodizel kullanımında CO emisyonu %50, partikül madde %30 azalmaktadır. Biyodizel kullanımıyla asit yağmurlarının ana nedeni olan egzoz emisyonundaki SO ve sülfatlar tamamen ortadan kalkmaktadır. Yine insan sağlığı üzerine önemli bir tehdit olan aldehit bileşikleri petrodizele göre %30, yerleşim alanları üzerinde duman oluşumuna neden olan hidrokarbon emisyonları %95 azalmaktadır. Yine aromatik bileşenlerin egzoz emisyonları (PAH, NPAH) azalmaktadır. Biyodizelin petrodizele göre gen mutasyonu üzerindeki etkisi önemli oranda azdır.

Biyodizel biyolojik olarak bozunabilir. Biyodizeli oluşturan C16 – C18 metil esterleri doğada hızla parçalanıp bozunur. Biyodizelin suya karışması halinde 28 günde %95 tamamen bozunurken, petrodizelin yalnızca %40’ı bozunabilmekte kalan % 60 ı ise yıllarca bozunmamaktadır.

Biyodizelin olumsuz bir toksik özelliği bulunmamaktadır. Ağızdan alındığında sofra tuzu Biyodizelden 10 kat daha yüksek öldürücü etkiye sahiptir. İnsanlar üzerinde yapılan elle temas testleri Biyodizelin ciltte %4’lük sabun çözeltisinden daha az toksik etkisi olduğunu göstermiştir. Biyodizelin sudaki canlılara karşıda herhangi bir toksik etkisi bulunmamaktadır. Buna karşılık 1 litre ham petrol 1 Milyon Litre suya toksik etkide bulunur.

   
Site Haritası Site Kullanım Koşulları by EmoDesign